BASINDAN
“Yol, Menzilin Bir Parçasıdır!..”
Cemil Koz - Emir Çakar
1 Ağustos 2009, Birgün Gazetesi
“İstanbul, bir büyük şehir… Geniş, uçsuz bucaksız… İstanbul’a Balkanlardan gelen, her zaman soğuk hava dalgası olmaz a!.. Göçmen kuşlar gibi insanlar da göçer gelir İstanbul’a…” İşte bu cümlelerin sahibi olan değerli insanlar, Gayda İstanbul adlı projede senin benim gibi insanların hikâyelerini anlatıyorlar. Hem de öyle bir anlatıyorlar ki binlerce kez dinleyesiniz geliyor…
Gayda İstanbul dediğiniz zaman projeyi bilen insanlardan ‘BGST’ kısaltmasını duyuyorsunuz. Bugün bu projeden bahsedebiliyorsak, BGST’nin hakkını teslim etmemiz gerek, ben de en kısa şekilde yerine getireyim.
Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu olarak açılan BGST, Boğaziçi Üniversitesi’nde Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları (BÜO) ve Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü (BÜFK) ile birlikte temeli atılmış olan bir oluşum. Boğaziçi’nin popüler ortamında alternatif sanat etkinlikleriyle bir nevi nefes alınabilen limanlar yaratanların dışarıya açılan kapısı BGST oldu son yıllarda.
Dans, müzik, tiyatro hatta yayıncılık alanında birçok önemli işe imza atıldı bugüne kadar. Bizim sevgilimiz müzik olduğuna göre kanat gerdiği birkaç önemli projeyi zikredip ‘Gayda'mıza geçelim; Kardeş Türküler, 45’lik şarkılar ve geçtiğimiz haftalarda bu sayfada konuk ettiğimiz Bajar. Çoğu insanın İskoçlarla özdeşleştirdiği gayda, projenin İstanbul’la birlikte en özel bileşeni. Albümün içinde yirmi üç (rakamla 23!) enstrümanın sesini yakalayabiliyor kulaklarımız fakat bir tek gaydayı duyamıyoruz. Derken imdadımıza albümün kitapçığı yetişmekte ve gaydanın Balkan halklarının geleneksel çalgılarından biri olduğunu fakat yıllar içerisinde kültürün içerisinde silikleştiğini bizlere anlatmakta. Binlerce kilometrelik yolda silikleşeni görünür kılmak, sahnenin arkasına itilenleri öne çıkarmak grubun felsefesi olmuş, müzik ise bir ulaşım aracı.
KOLEKTİF RUH BU OLSA GEREK
Grubumuz sekiz kişiden mütevellit olup birçok tanıdık simayı içinde barındırıyor. Fehmiye Çelik ve Ayhan Akkaya Kardeş Türküler’den, Onur Başkurt ve Berkant Çelen ise bu topraklardaki en önemli rock projelerinden Karakutu’dan hemen hatırlanacaktır. Şükrü Tırkıç, Tevfik Çekiç ve Basri Özkaraağaç ise grubun alaylı tarafını temsil etmekte,bir anlamda projeye ruhunu vermekte. Deniz Demirtaş da yapbozun vokalist olarak son parçasını oluşturmakta.
Albümdeki on iki şarkının onunda bir şekilde imzası bulunan Fehmiye Çelik şarkılara sesini vermesi dolayısıyla da dinleyenlerin en başta ismini söyledikleri grup üyesi oluyor. Ve hakkını verelim, bu projedeki emeği, alkışı hak ediyor. Bireysel olarak diğer müzisyenler de çok güzel performanslar ortaya koymuşlar ama zaten albümün ruhu kolektif olanı duyumsayabildiğiniz an kapınızı çalıyor.
‘Ka Merau’, ‘Kağıthane’, Esma Redzepova eseri ‘İbrahim’, ‘Dinle’ ve belki de Türkiye’deki en popüler Çingene şarkısı ‘Kudur’un harika bir versiyonu albümdeki birlikteliğin adeta birer vesikası. Ve bu albüme giremeyen/sığmayan diğer yorumladıkları eserler arasında Boşnakça, Arnavutça, Makedonca ve dört tane Romanca şarkı da bulunmakta, artık onları dinlemek için de ağzımızın suyu aka aka konserlerine gideceğiz; çıktığı yolları menzil eyleyenlerle birlikte. G ayda İstanbul / Gayda İstanbul / Kalan Müzik (yanginyeri@ymail.com)





