BASINDAN
“Balkanlar ve Fırat Suyu Marmara'da Buluştu...”
Uğur Biryol
25 Temmuz 2009, BİA Haber Merkezi (www.bianet.org)
Kardeş Türküler ismiyle maruf BGST'nin solistlerinden Fehmiye Çelik'in
başını çektiği Gayda İstanbul isimli çalışma, Balkanlar'ın sıcak ezgilerini
İstanbul'a taşıyor. "Balkanlardan gelen hep soğuk hava olmaz a..."başlığıyla
sunulan album, sözlerini Fehmiye Çelik'in yazdığı Çiçekçi isimli şarkıyla
başlıyor. Türkçe-Romanca "Yaşı Küçük", geleneksel Rumeli türküsü "Oğlan
Oğlan", yine sözlerini Çelik'in yazdığı Türkçe-Romanca "Kâğıthane", Sırpça
"Ajde Jano" ön planda olan şarkılar…
12 şarkının yer aldığı çalışmada, Fehmiye Çelik'in söz yazarlığı da ilgi
çekici: "Kâğıthane yollarında/Roman olduk, duman olduk/ Ne gören var, ne
bilen var/Unutulduk, yalan olduk/İstanbul'un yolları dar/Fakirlerin halleri
zor..."Ayhan Akkaya'nın bestelerinin de yer aldığı çalışma, kimi zaman
şenlikli kimi zaman hüzünlü Balkan coğrafyasının ezgilerini ustalıkla
yorumluyor; ama kendinden bir şeyler katmayı da unutmayarak. Çıktıkları
yolları menzil eyleyen Çingenelere özgü bir sözde de dile geldiği gibi,
"Yol, menzilin bir parçasıdır" diyen Gayda İstanbul, Balkanlardan İstanbul'a
uzanan bu kültürel yolculukta gördüklerini, hissettiklerini, öğrendiklerini
birileriyle paylaşabilmek adına yanına katıyor, "Şimdi birlikte yaşanmış ve
yaşanacak olan yeni ve güzel şeyleri görme vaktidir!" diyerek...
Melezliğin peşinde Bajar
Yine Boğaziçi Gösteri Sanatları bünyesinde çalışmalarını yürüten Bajar (şar-
şehr-şehir) projesi, Kürtlerin hayatlarındaki kültürel dönüşümün müzikal
dilini Yaklaş (Nêz Be) albümü ile keşfetmeye çalışıyor. BGST'den Vedat
Yıldırım'la beraber Ari Hergel, Burak Korucu, Cansun Küçüktürk, Erdem Göymen
ve Ferhat Güneş gibi müzisyenlerden oluşan Bajar, özellikle güfteler
üzerinden yeni tema arayışlarını zorlayarak, yeni gerçeklikleri melez
formlarla ifade ediyor. Proje, Ortadoğu müzik geleneği ile dünyadaki
folk-rock üsluplarını Kürtlerin müzikleri ile buluşturarak, 'nostalji'ye yol
açabilen 'saf' üsluplar yerine, metropol hayatı içindeki aidiyet duygularına
karşılık gelebilecek 'melez' üslupların peşinden gidiyor. Kürtçe güftelerin
yanı sıra Türkiye'deki ortak yaşam kültürünün doğal bir sonucu olan Türkçe
ve iki dilli (Kürtçe-Türkçe) çalışmalarla da projenin kültürel çoğulcu
yönünü vurguluyor. Punk ve 'siyahî' müzikal geleneğe yaslanan protest
üsluplara sahip çıkan çalışma, kültürel buluşmaların zayıflatıldığı
günümüzde gettolaşma, kültürel hiyerarşinin neden olduğu ayrımcılık, yeni
kültürel normların gündelik ilişkilerdeki izleri... gibi birçok canalıcı
meseleyi dinleyicileriyle paylaşıyor…





