"İstanbul, bir büyük şehir... Geniş, uçsuz bucaksız... İstanbul'a Balkanlardan gelen, her zaman 'soğuk hava dalgası' olmaz a!..Göçmen kuşlar gibi insanlar da göçer gelir İstanbul'a..."

BASINDAN

 

“Balkanlardan bir coşku havası geliyor...”
Lora Baytar

5 Haziran 2009, Agos Gazetesi

 

Kardeş Türküler projesinden tandığımız Fehmiye Çelik ve Ayhan Akkaya’nın da içinde bulunduğu Gayda İstanbul, ilk albümüyle dinleyici karşısına çıkmaya hazır...

Hepimizin zihninde soğuk hava dalgasının geldiği yer olarak iz bırakan ‘Balkanlar,’ bu kez müzikleriyle gündemde. Sarp kayaları aşan sularıyla, dağları ve rüzgârlarıyla Rumeli’den geçerek İstanbul’a ulaşan bir tarihe sahip olan Balkan müzikleri, ‘Gayda İstanbul’ albümüyle görünür oluyor, hepimizi eğlendiriyor, hüzünlendiriyor ve diyor ki: ‘Balkanlardan gelen hep soğuk hava olmaz a!...”

Kardeş Türküler projesinin de bir parçası olduğu BGST bünyesinde çalışmalar yapan Gayda İstanbul topluluğundan Fehmiye Çelik ve Ayhan Akkaya ile görüştük. Bir yandan 30 Haziran Salı akşamı Kuruçeşme Arena’da gerçekleştirecekleri Kardeş Türküler konserine hazırlanan Fehmiye ve Ayhan, bize projenin oluşum aşaması ve albümün içeriğine ilişkin bilgiler verdi.

Haziran ayı içinde müzik marketlerdeki yerini alacak olan bu albüm hem çok bilindik Balkan ezgilerini barındırıyor bünyesinde hem de, yepyeni, çok dilli, çok kültürlü ve çok enstrümanlı Balkan tarzı besteleri...

Konser repertuvarının albüme göre daha geniş olduğunu söyleyen Fehmiye, albüme ilişkin şöyle konuşuyor: “Bu albümde kendi bestelerimiz de var; ama daha çok Trakya ve Balkan halklarının şarkılarına yer verdik. Balkanların çokdilli yapısını her yönüyle yansıtabilmeyi çok istemekle birlikte, bu iş derinleşmeyi ve çok çalışmayı gerektiriyor. Konser ya da albüm repertuvarının olanakları da, buna belli ölçüye kadar izin veriyor. Bu ilk albümde daha Romanca, Türkçe, Makedonca, Sırpça şarkılar var. İleride Arnavutça, Boşnakça, Rumca… şarkılar da olmalı.”

Bu albümü doğrudan bir Balkan albümü olarak değerlendirmenin zor olduğunu söyleyen Ayhan ise, “Gayda İstanbul, Balkan ikliminden beslenen bir albüm oldu aslında. Makedonya’dan yola çıkıp İstanbul’a uzanan bir coğrafya üzerinde küçük bir yolculuğa çıkarak, orada edindiğimiz izlenimlerden kendi anlayışımızı geliştirmeye çalıştık” diyor ve ekliyor: “Bu gelenekler, kendilerinden beslenen yeni denemelerin yapılmasıyla yaşayacak.”

Balkan müziği üzerine çok sayıda albüm yapıldığına dikkat çeken Ayhan, “Biz, yaptığımız bestelerde oradaki kültürel iklimden beslenmeye çalıştık” diyor. Geleneksel şarkılara, kendi yazdıkları sözleri ve melodileri de eklediklerini belirten Fehmiye ve Ayhan, geleneği yaşatmanın kendileri için ne kadar önemli olduğunun da altını çiziyorlar.

Ailesi Makedonya göçmeni olan Fehmiye, Gayda İstanbul’da, aslında Balkan coğrafyasının bir parçası olan şehirlerden gelip İstanbul’da buluşmuş müzisyenlerin çalıştığını söylerken, ekibi şöyle anlatıyor: “Mesela benim ailem Balkan göçmeni; ama çalışma arkadaşlarım Çanakkale’den, Balıkesir’den, Yalova’dan İstanbul’a gelmiş ya da çocukluğundan beri İstanbul’da yaşayan insanlar. Bütün bu şehirler, aslında Trakya-Balkan coğrafyasının da bir parçası. Aynı iklimi soluyoruz, aynı rüzgârlar esiyor… Soğuk hava, Balkanlardan bir solukta buraya gelebiliyor.” diyen Fehmiye, albüm kapağında “Balkanlardan gelen hep soğuk hava olmaz a!” sözünü kullandıklarını da keyifle anlatıyor.

Fikir oluşumu ve atılan temeller

BGST bünyesinde aslında 1997-1998 yılından bu yana Balkan müzikleri üzerine çalıştıklarını söyleyen Fehmiye, Gayda İstanbul’un ilk kez 2008 yılının Ocak ayında dinleyiciyle buluştuğunu söylüyor. “Bu çalışmaların meyvesini verme durumu ancak o tarihte oluştu” diyen Fehmiye, “Son 3 yıldır bu alanda daha bir derinleştik, yeni yeni müzisyenlerle tanıştık ve bu, bize çok şey kattı. Sonunda da bir konser ve albüm projesi oluşturabildik” diyor.

Kardeş Türküler projesinin kendileri için bir okul olduğunu söyleyen Ayhan ise, Kardeş Türküler olarak verdikleri her konserinin aslında birer politik konser olduğuna dikkat çekerken, mesajlarını şöyle özetleyiveriyor: “Kardeşlik.”

Kardeş Türküler ve 45’lik Şarkılar projesi BGST bünyesinde olduğunu bildiğimiz müzikal çalışmalar. Ancak 2 yıl önce Feryal’in hazırladığı Türkmen türkülerinden oluşan “Bulutlar Geçer” albümü ve son olarak önümüzdeki günlerde dinleyiciyle buluşacak olan Vedat Yıldırım’ın da içinde yer aldığı “Bajar” albümü, bizi de bir dinleyici gözüyle “Kardeş Türküler, dağılıyor mu?” sorusunu sormaya yöneltiyor. Kardeş Türküler’in bir yandan varlığını sürdürürken bir yandan da orada dillendirilmeye çalışılan her konu üzerinde uzmanlaşabilmenin, derinleşmenin çok önemli olduğunu belirten Ayhan, “Dağılmıyor, tam tersine, insanların eğilimleri ve olanakları birleşince daha güçlü bir dinamik oluşuyor” diyor.

Ayhan, Gayda İstanbul’un, albümden önce tanınan bir proje haline gelmesini sağlayan konserlerde, aldıkları tepkilerin hep çok coşkulu olduğunu söylerken Fehmiye de, “Konserlerde bizleri Kardeş Türküler’den bilip gelenler de vardı, sadece Balkan müzikleri dinlemek için gelenler de...” diyor.

Gayda İstanbul, geçtiğimiz yıl Sulukule’de düzenlenen alternatif Hıdrellez kutlamalarında konser vermeye hazırlanıyordu ki son anda yağan yağmurun azizliğine uğradı ve konser gerçekleşemedi. Müziklerini dile getirdikleri bir Balkan halkı olan Romanların Sulukule’de yaşadıkları sorunun önemine değinen Fehmiye, şöyle konuşuyor: “Orada kentsel dönüşüm projesi yüzünden çok büyük mağduriyetler yaratıldı. Taşoluk konutları deniyor; ama bugün oradaki insanların gidecek yerleri yok. Belki yeniden çadırlara ya da teneke evlere dönecekler. Belki de, ortada kalmışlıkla illegal işlere bulaşacaklar. Maalesef o insanların mağduriyetini giderecek bir politika güdülmedi. İçine düştükleri yoksullukla, uğradıkları ayrımcılıklarla mağdur edilmiş bir halk Romanlar ve sanıldığı gibi ‘vur patlasın çal oynasın, göbek göbeğe dans edelim’ mantığını güden, şen şakrak insanlar değiller. O nedenle, yazdığımız şarkılardaki eğlenceli müziğin içinde acı, isyan, hüzün de var.”

Ayhan ise Romanların dünya üzerindeki 72,5 milletin “buçuk”u olarak sayıldığını söylerken “Maalesef ‘tam’ bir insan bile sayılmayan bir halk Romanlar” diyor. Bu bağlamda albüm için “Buçuk” isimli bir beste yaptıklarını söyleyen Ayhan, şarkıyı “Olur mu insan olanın buçuğu çeyreği?” anlayışıyla yazdıklarını söylüyor ve Türkiye’de Romanların yaşadıklarına ilişkin şöyle konuşuyor: “Türkiyede Çingene kimliğine bakışta ciddi sorunlar var. Çingeneler, kimliklerini açıkça dile getiremiyorlar; hatta yeni yeni vatandaş olarak görülüyorlar. Halbuki Mıtrıp, Poşa, Cano gibi isimler altında Türkiye’nin her yanına dağılmış durumdalar. Mesela Batı’da yaşayanlar, ‘Roman’ olarak adlandırıyorlar kendilerini.”

Albümün mutfağında Balkan coğrafyasında müzik yapan insanlar da çalışmış. Böyle bir albüm yaparken onlarla beraber çalışmalarının gerekliliğine değinen Ayhan ve Fehmiye, “Balkan müziği çokkimlikli, çokdilli, çokkültürlü ve elbette çok enstümanlı bir müzik.” diyor.