"İstanbul, bir büyük şehir... Geniş, uçsuz bucaksız... İstanbul'a Balkanlardan gelen, her zaman 'soğuk hava dalgası' olmaz a!..Göçmen kuşlar gibi insanlar da göçer gelir İstanbul'a..."

ARAŞTIRMA-İNCELEME

 

 

ROMANLARA YÖNELİK AYRIMCI YASA KALKSIN!..*  

Hacer Foggo**
 

Romanlara yönelik yapılacak çalışmaların başında atılacak ilk adım, Yabancıların Türkiye’de İkâmet ve Seyahatleri Hakkındaki Kanun’un 21. maddesini kaldırmak olmalıdır...


Sulukule’deki son ev de 12 kasım günü bir buldozerle yok edildiğinde 1956 doğumlu Gülsüm Bitirmiş doğup büyüdüğü evinin, çocukluğunun, hatıralarının arkasından “şatom yıkıldı” diye feryat ederken Fatih Belediyesi zabıtaları eşyalarını bir kamyona doldurup belediyenin bir deposuna koymak için yola çıkmıştı bile. Sulukule de lüks konutların inşaat hazırlıkları da bu hafta başladı.

Gülsüm Bitirmiş’in evinin üzerine dikilecek yeraltı otoparklı, lüks konuta yerleşecek muhtemelen “Romanların Sulukule dışına açılımını destekleyen yatırımcı ev sahibi” ve şimdi dümdüz olan Küçükçeşme Sokağı’ndaki Asım Hallaç’ın bakkalının üzerine yapılacak alışveriş merkezinin yeni sahipleri de Sulukule’deki son Roman’ın gidişiyle derin bir nefes almıştır. Oysa TOKİ Başkanı Bayraktar, Sulukule için yapılan alternatif projenin hayata geçirilebileceği Romanların geri dönüşü konusunda sözler vermişti. Bayraktar sözünü tutmadı, tutmadığı gibi “Sulukulelilerin derdi konut değil”, “Gecekonduları yıkıp yeni rant alanları yarattık” gibi açıklamalar yaptı. Dünyada Romanların ikinci yerleşim yeri olarak bilinen Sulukule’deki evlerin tamamı yıkılarak insan faktörü göz önüne alınmaksızın elbirliği ile boş bir arsaya dönüştürüldü. Bin yıllık Roman tarihi de yok edildi.  


Rant değil Romanlara barınma


Sulukule’nin boş bir arsaya dönüşmesinden sonra derin bir nefes alan sadece yatırımcılar değil ayrıca “kent adabı”, “kent kültürü”, “medeni yaşam, sağlıklı yaşam lazım”, “sokakta çamaşır asılmaz”, “kapı önünde oturulmaz” “sokakta müzik yapılmaz, düğün yapılmaz”, “ çöküntü alanı” vs. diyerek Roman mahallelerinden Sulukule’de 300, Küçükbakkalköy de 240, Kâğıthane Yahya Kemal Mahallesi’nde 40 evin yıkımı “İstanbul aşığı, güvenlikli siteler sevdalısı, okur-yazar “demokrat” kesimi de rahatlattı.

2006 yılında Küçükbakkalköy’de buldozerlerin dümdüz ettiği Roman mahallesinde şimdi bir otopark işletilmeye, hukukçular kooperatiflerini kurmaya başladı bile. Yerlerinden edilen evleri yıkılan Romanların bir kısmı halen barakalarda, köprü altlarında yaşarken bir kısmı da tek odalı evlerde çocuk okutmaya, zabıtalar izin verdiği müddetçe hurdacılık ve çiçekçilik yaparak yaşamlarını sürdürüyorlar. İşte bu ailelerden bir kısmı evleri yıkıldıktan sonra Bakırköy’de D-100 Karayolu’nun kenarına çadır kurdular. Geçen ay burada yaşayan Romanların çadırları, çocukların çığlıklarına aldırış edilmeden Bakırköy zabıta ekiplerinin yanlarında getirdiği benzinle yakılarak yok edildi...

Romanlar sadece yaşamak ve bir yerlerde barınabilmek için inanılmaz bir mücadele içindeler, mücadele vermek zorundalar. Örneğin Kasım 2006’da Kâğıthane’de evleri yıkıldıktan sonra bir viyadükte çadır kuran Roman ailesinin beş aylık Zeynep bebeği soğuktan, Sulukule’de evi yıkıldıktan sonra bir başka yarı yıkık evde Butu ailesinin sekiz aylık Gökhan bebeği de 2009 yılında bakımsızlıktan hayata veda etti. Romanların yoksulluk ve ayrımcılık sorunlarını çözmek için yapılan 2005-2015 döneminde uluslararası bir girişim olan Romanların Toplumsal Katılımı Onyılı (Decade of Roma Inclusion) inisiyatifine Türkiye maalesef katılmadı. Projenin tek amacı Romanların sosyal ve ekonomik olarak güçlendirilmesine katkıda bulunmak. Bu proje Romanların yaşam seviyesini arttırmak için oluşturulan ilk çokuluslu projedir. Bu projede yer alan ülkeler; Bulgaristan, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Makedonya, Romanya, Sırbistan-Karadağ ve Slovakya. Tüm bu ülkelerde önemli seviyede Roman nüfusu var, ve bu nüfus ekonomik ve sosyal açıdan kötü durumda. 2005 yılında yukarıdaki hükümetler bu proje ile Roman ve Roman olmayan halk arasında eşit imkânlar oluşturacaklarını belirtmişlerdir. Şimdi sıra bizde!  


Ayırımcı yasa kaldırılmalıdır


Ayrıca “Polisin Disiplinine, Merasim ve Topluluklardaki Rolüne ve Polis Karakolları Teşkilatı ile Vazifelerine Dair Talimatnamesi”ndeki Çingeneleri şüpheli şahıs olarak gören utanç verici 134. madde 20.06.2006 tarihli bakan onayı ile yürürlükten kaldırılarak çok önemli bir adım atılmıştır. Şimdi sıra ayırımcı bir yasa olan, “Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun”un 21. maddesini kaldırmak olmalıdır. Bu yasaya göre tabiiyetsiz veya yabancı devlet tebaası olan Çingenelerin ve Türk kültürüne bağlı olmayan yabancı göçebelerin sınırdışı edilmelerine İçişleri Bakanlığı salahiyetlidir. Bu madde ile ayırımcılığın yasalaştırılması maalesef inanılmaz bir gerçek olarak önümüzde durmaktadır. Türkiye’de yaklaşık 100 bin Roman’ın kimliksiz olarak yaşadığı tahmin ediliyor. Bu madde ortadan kaldırılmadan herhalde Romanlar için atılacak her adım havada kalır. Şimdi bu ayrımcı yasa durduğu sürece Romanların kendi ülkelerinde yaşama hakları yok demektir. Ayrıca her Roman ailenin talepleri doğrultusunda kimlik sorunu da bir an önce çözülerek çocukların eğitim hayatına katılmaları sağlanmalıdır.

Bu adımlardan sonra barınma, eğitim, istihdam, sağlık ve vatandaşlık haklarının geliştirilmesi konusunda adımlar atılmalıdır. İşte dört başlıkta hemen hayata geçirilebilecek çok pratik öneriler:  


Vatandaşlık hakları ve ayrımcılık


1. Ayrımcılık konusunda kamu kuruluşları, özellikle polisler ve Roman çocukların yoğun olarak gittikleri okullarda öğretmenler eğitime tabi tutulmalı.

2. Ayrımcılık konusunda eğitici programlar yapılmalı.

3. Medyada Romanlara ilişkin yazılı-sözlü-görsel her türlü ayrımcılığa karşı yaptırım uygulanmalı.

4. Eğitimde ayrımcılık yaşayan Roman çocuklar tespit edilmeli ve bu konuda ilgili kurum ve kuruluşlar uyarılmalı.

5. Kimliksiz Romanların kimlik alabilmeleri için bürokratik işlemler kolaylaştırılmalı bu konuda çalışma yapan bir komite kurulmalı.

6. Yoksulluk sınırı altında yaşayan Roman aileler SHÇEK (Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu) ve yerel yönetimler aracılığı ile tespit edilmeli ve Sosyal Dayanışma Vakfı aracılığı ile yapılacak yardımlar hızlandırılmalıdır.

7. Yoksulluk sınırı altındaki her çocuklu aileye günlük süt sağlanmalı, yine okullarda ücretsiz beslenme programları uygulanmalıdır. (Her gün süt, yumurta vermek gibi.)

8. Romanların kamusal alanda çalışmaları, siyasi parti faaliyetleri içinde yer almaları ve örgütlenmeleri teşvik edilmeli.  


Barınma


1. Barınma konusunda sosyal ve çok kültürlü yaşamdan uzak öneriler değil, Romanların hayat tarzları ve ekonomik koşulları doğrultusunda alternatif projeler hayata geçirilmeli.

2. Kentsel dönüşüm projelerinde mahalledeki sivil toplum örgütleri, mahalle liderleri, mutlaka bu projenin her aşamasında söz sahibi ve projelerin ortağı olmalı.

3. Göçebe veya yerleşik Romanlar yerlerinden edilmeden insanca yaşayabilecekleri barınma ortamı uygun koşullarda sağlanmalı.

4. Ülke içinde sürekli yer değiştiren göçebe Romanların belirlenen alanlarda özgürce konaklamalarına izin verilmeli, konakladıkları yerlerde gezici sağlık araçları ile hizmet götürülmelidir.  


Eğitim


1. Yerel yönetim, Milli Eğitim ve sivil toplum örgütleri işbirliği ile Roman mahallerinde okula gitmeyen, gidemeyen çocuklar tespit edilmeli ve okula kayıt olabilmeleri için her türlü yardım yapılmalı.

2. Her Roman mahallesine mutlaka okul öncesi eğitim için kreş anaokulu ve etüt evleri açılmalı.

3. Milli Eğitim’in şartlı nakit transferi gibi çeşitli konularda başlattığı uygulamalar Roman mahallerinde anlatılmalı ve bu yardımı alacak aileler yerel yönetim tarafından tespit edilmeli.

4. Öğrencilere yönelik burs programları teşvik edilmeli, ekonomik durumu iyi olmayan öğrenciler ücretsiz dershanelerden yararlanmalı.

5. Göçebe topluluklardaki Roman çocuklarının eğitim sürecine dahil olmaları için bulundukları her bölgedeki Belediye, Milli Eğitim Müdürlükleri ile işbirliğine gitmeli, gerekirse gezici eğitim araçlarıyla çocukların eğitimine destek verilmeli.

6. Roman müziği ve kültürünün gelişmesine katkıda bulunmak için özellikle müzisyenlerin yaşadığı mahallelerde eğitim ve kültür merkezi açılmalı.

7. Roman müziği konusunda araştırmalar yapılmalı ve bu konuda bir akademi kurulmalı.

8. Roman çocukların yoğun olarak gittikleri okullarda diğer çocuklarla sınıflarda ayrıştırmalardan kaçınılmalıdır.  


Sağlık


1. Her Roman mahallesinde mutlaka sağlık ocağı açılmalı, özellikle kadın, çocuk ve engellilere yönelik mahallelerde acil sağlık programı başlatılmalı.

2. Evlerde ücretsiz çocuk bakımı eğitimi verilmeli.

3. Çocuklar ve aileleri aşılama konusunda bilinçlendirilmeli gerektiğinde bu tür mahallelerde aşılama programları uygulanmalı.

4. Mahallelerdeki kimsesiz çocuklar ve yaşlılar için aş evleri kurulmalı.  


İstihdam


1. Romanlara yönelik yerel düzeyde çeşitli meslek ve beceri kursları açılmalı.

2. Roman topluluğunun geleneksel uğraş alanları desteklenmeli ayrıca yeni sektörlerle tanışmaları sağlanarak istihdam teşvik edilmeli.

3. Çiçekçilikle uğraşan Romanların rahatça çalışabilecekleri yerler belirlenmeli, zabıtalar bu konuda uyarılmalı.

4. Hurdacılık yapan Romanların zabıta baskısı olmadan çalışabilmelerine izin verilmeli, ayrıca hurdacılara her ay ücretsiz sağlık taraması yapılmalı.

5. Roman müzisyenleri sosyal güvencesiz çalıştıran işyerleri ve sanatçılar uyarılmalı, bu konuda denetim yapılmalıdır.


* 30.11.2009 tarihli Taraf Gazetesi'nden alınmıştır.
** Gazeteci-aktivist / hacerfoggo@gmail.com